Afrika kıtası, yüzyıllar boyunca Avrupalı ülkeler tarafından sömürüldü.
Sömürü sadece madenleri almakla kalmayıp yağma ve katliama kadar uzandı.
Yaşananların üzerinden yıllar geçmesine rağmen Afrika’da sömürülen ülkelere tazminat ödemesi yapılmadı.
Afrika kıtasında onlarca ülke, yüzyıllar boyunca yaşanan insan kayıpları, doğal kaynakların sistematik şekilde sömürülmesi, ekonomik geri bırakılmışlık ve kültürel mirasın yağmalanmasının etkilerinin bugün de sürdüğünü savunarak, Avrupa devletlerinden yalnızca sembolik özür değil somut adımlar bekliyor.
KÖLE TİCARETİ İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ EN AĞIR SUÇLARDAN BİRİ
Afrika Birliğinin (AfB) 2025'i "Afrikalılar ve Afrika Kökenliler İçin Tazminatlar Aracılığıyla Adalet Yılı" ilan etmesiyle süreç kıta çapında ortak siyasi politika haline gelirken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 2026'da kabul ettiği, köle ticaretini insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biri olarak tanımladığı karar da Afrika ülkelerinin taleplerine uluslararası meşruiyet kazandıran en önemli gelişmelerden biri oldu.
Uzmanlara göre, tartışmalar artık yalnızca geçmişle yüzleşme meselesi değil, Afrika-Avrupa ilişkilerinin geleceğini şekillendirecek siyasi ve ekonomik pazarlık sürecine dönüşmüş durumda.

AFRİKA UZUN YILLARDIR TAZMİNAT MÜCADELESİ VERİYOR
Afrika'nın tazminat mücadelesi yeni değil.
Süreç, 1993'te Nijerya'nın başkenti Abuja'da düzenlenen Pan-Afrika Tazminat Konferansı'nda kabul edilen Abuja Bildirgesi ile kurumsallaştı.
Bildirgede, köle ticareti ve sömürgecilik nedeniyle Afrika'nın uğradığı zararların uluslararası hukuk çerçevesinde tanınması ve telafi edilmesi çağrısı yapıldı.
SOMUT KARŞILIK ALAMADILAR
Güney Afrika'nın Durban kentinde 2001'de düzenlenen BM Irkçılıkla Mücadele Konferansı ise sürecin dönüm noktalarından biri oldu.
Konferans sonunda kölelik ve transatlantik köle ticareti "insanlığa karşı suç" olarak tanımlandı.
Ancak Afrika ülkeleri, uzun yıllar boyunca taleplerine somut karşılık alamadı.
KONU TEKRARDAN EN ÜST SIRALARA YERLEŞTİ
Son dönemde ise hem Afrika Birliğinin ortak tutumu hem de Karayip Topluluğu (CARICOM) ile geliştirilen işbirliği sayesinde konu yeniden küresel gündemin üst sıralarına taşındı.
Tazminat taleplerini yalnızca tek bir ülke değil, bu talebi Afrika Birliği çatısı altındaki çok sayıda devlet dile getiriyor.
YAŞANANLARIN ETKİSİ HALA KENDİSİ HİSSETTİRİYOR
Özellikle köle ticaretinden en ağır şekilde etkilenen Gana, Nijerya, Senegal, Benin, Sierra Leone ve Angola gibi Batı Afrika ülkeleri milyonlarca insanın Atlantik üzerinden köleleştirilerek Amerika kıtasına gönderildiğini, bunun demografik ve ekonomik etkilerinin bugün bile hissedildiğini savunuyor.
Namibya ise Alman sömürge yönetimi döneminde Herero ve Nama halklarına yönelik katliamlar nedeniyle Almanya'dan adalet talep ediyor.
10 MİLYON İNSAN ÖLDÜ
Kenya'da İngiliz sömürge yönetimi sırasında Mau Mau isyanı döneminde yaşanan insan hakları ihlalleri, Zimbabve'de toprakların zorla alınması, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) Belçika Kralı II. Leopold’un kişisel mülkü olan Kongo topraklarında yaklaşık 10 milyon insanın ölümüne yol açan kitlesel katliamlar ve kaynakların sömürülmesi de kıtanın öne çıkardığı örnekler arasında yer alıyor.
TALEP EDİLENLER
Talep listesinde resmi özür, tarihi suçların tanınması, yağmalanan kültürel eserlerin iadesi, eğitim ve kalkınma fonları kurulması, teknoloji transferi, borç hafifletme mekanizmaları ve uzun vadeli ekonomik ortaklıklar da bulunuyor.
Afrikalı liderler, sömürge döneminde kıtanın doğal kaynaklarının sistematik biçimde Avrupa ekonomilerinin kalkınması için kullanıldığını, buna karşılık Afrika'nın sanayileşmesinin bilinçli şekilde engellendiğini savunuyor.

DİYALOG MEKANİZMALARI
Gana öncülüğünde hazırlanan karar tasarısının 25 Mart'ta BM Genel Kurulunda kabul edilmesi, Afrika ülkeleri açısından tarihi gelişme olarak değerlendiriliyor.
123 ülkenin destek verdiği kararda transatlantik köle ticareti "insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biri" olarak tanımlandı.
Kararda ayrıca "onarıcı adalet" çağrısı yapılarak eski köle ticareti yapan devletlerle Afrika ülkeleri arasında diyalog mekanizmalarının oluşturulması istendi.
KALKINMA DESTEKLERİ
Karar mali tazminatı zorunlu hale getirmese de borçların hafifletilmesi, kalkınma destekleri, kültürel varlıkların iadesi ve farklı tazmin mekanizmalarının değerlendirilmesinin önünü açtı.
Gana Cumhurbaşkanı John Dramani Mahama da kararın uygulanmasını takip etmek amacıyla Onarıcı Adalet Küresel Danışma Kurulu, Kültürel Eserlerin İadesi Uzman Kurulu ve Onarıcı Adalet Küresel Hukuk Kurulu olmak üzere üç uluslararası mekanizma oluşturduklarını açıkladı.
ORTA ÇİZGİDE BULUŞULMUŞ DEĞİL
Afrika ülkelerinin taleplerine karşı Avrupa devletleri ortak bir çizgide buluşmuş değil.
İngiltere, köle ticaretindeki tarihi rolünü kabul eden açıklamalar yapılmasına rağmen mali tazminat ödenmesine karşı çıkmayı sürdürüyor. Londra yönetimi, bugünkü nesillere geçmiş nedeniyle hukuki mali sorumluluk yüklenemeyeceğini savunurken, kalkınma yardımları ve yatırım programlarını çözüm olarak öne çıkarıyor.

PARİS YÖNETİMİ TAZMİNAT YERİNE TARİHİ ESER İADESİ YAPIYOR
Fransa da benzer şekilde tarihi sorumluluğu kabul eden mesajlar verse de Karayipler ve Afrika'dan gelen tazminat taleplerine olumlu yaklaşmıyor. Paris yönetimi daha çok kültürel işbirlikleri, tarihi hafızanın korunması ve bazı eserlerin iadesine odaklanıyor.
Eski Portekiz Cumhurbaşkanı Marcelo Rebelo de Sousa'nın 2024'te ülkesinin köle ticaretindeki sorumluluğunu kabul eden ifadeleri Afrika'da memnuniyetle karşılansa da Lizbon yönetimi daha sonra mali tazminata ilişkin resmi bir plan bulunmadığını açıkladı.
İSPANYA TAZMİNAT GİRİŞİMİNDE BULUNMADI
İspanya, Ekvator Ginesi ve Batı Sahra ile bağlantılı tarihi tartışmalara rağmen tazminat konusunda herhangi bir resmi girişimde bulunmadı.
Almanya ise Avrupa içinde en dikkati çeken adımı atan ülke oldu. Berlin yönetimi 2021'de Namibya'daki Herero ve Nama halklarına yönelik katliamları soykırım olarak tanırken, 1,1 milyar avroluk kalkınma desteği açıkladı. Ancak Almanya bu paketin hukuki anlamda tazminat olmadığını özellikle vurgulamayı sürdürüyor.
KAYIPLAR SADECE EKONOMİK DEĞİL
Afrika'nın talepleri yalnızca ekonomik kayıplarla sınırlı değil.
Benin Bronzları başta olmak üzere binlerce tarihi eser halen Avrupa müzelerinde bulunuyor.
Son yıllarda Almanya, Fransa, Belçika ve Hollanda bazı eserleri iade etmeye başlasa da Afrikalı yetkililer bunun yeterli olmadığını, sistematik bir iade sürecine ihtiyaç bulunduğunu ifade ediyor.
Uzmanlar kültürel mirasın geri verilmesinin onarıcı adaletin en görünür unsurlarından biri haline geldiğini belirtiyor.

KÖLE TİCARETİ VE SÖMÜRGECİLİK
Uluslararası hukuk uzmanları, köle ticareti ve sömürgecilik nedeniyle doğrudan mali tazminat ödenmesini zorunlu kılan bağlayıcı bir uluslararası hukuk mekanizmasının bulunmadığına dikkati çekiyor.
Bu nedenle Afrika ülkeleri hukuki süreçten ziyade siyasi baskı, diplomatik müzakereler ve uluslararası kamuoyu desteğini artırmaya odaklanıyor.
GELECEK YILLARDA YÜRÜTÜLECEK MÜZAKERELER
Uzmanlara göre BM Genel Kurulu kararı bağlayıcı olmasa da Afrika'nın taleplerine güçlü siyasi meşruiyet kazandırırken, gelecek yıllarda Avrupa ile Afrika arasında yürütülecek müzakerelerin de temel referanslarından biri olacak.
Afrika Birliği, BM ve CARICOM'un ortak girişimleriyle şekillenen süreç, kıtanın geçmişte yaşadığı tarihi adaletsizliklerin uluslararası düzeyde tanınması ve giderilmesine yönelik şimdiye kadarki en kapsamlı diplomatik mücadele olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)
Kaynak: {Haber Merkezi}

Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!