Araştırmalar Ne Söylüyor?
2024 ve 2025 yıllarında yayımlanan bazı araştırmalarda, yapay zekâ destekli sohbet uygulamalarını kullanan kişilerde yalnızlık hissinde azalma, duygu düzenlemede geçici iyileşme ve stres düzeylerinde kısa süreli düşüş bildirildi. Ancak mevcut bilimsel bulgular, bu etkilerin kalıcı bir psikolojik iyilik hali sağladığını göstermiyor. Uzm. Kln. Psikolog Demiral’a göre yapay zekânın ruh sağlığı alanındaki potansiyeli yalnızca destek sunmasıyla sınırlı değil. Büyük dil modellerinin korku, kaygı, öfke ve üzüntüyle ilişkili bazı düşünce ve davranış örüntülerini modelleyebilmesi, insan psikolojisinin belirli süreçlerinin daha kontrollü ve tekrarlanabilir biçimde araştırılmasına da olanak sağlayabilir. İnsan üzerinde yürütülmesi etik açıdan mümkün olmayan bazı deneylerin yapay sistemler üzerinden modellenmesi, psikopatolojideki mekanizmaların anlaşılmasına katkı sunabilecek yeni bir araştırma alanı oluşturuyor. Ancak yapay zekânın bir duyguyu modelleyebilmesi, o duyguyu gerçekten yaşadığı anlamına gelmiyor. İnsanlarda kaygı ve üzüntü; geçmiş yaşantılar, ilişkiler, bedensel deneyimler ve olaylara yüklenen anlamlarla birlikte şekilleniyor.Yapay Zekâ: Psikoterapinin Yerini Tutabilir mi?
Uzm. Kln. Psikolog Demiral, yapay zekânın bir terapistin yerini alamayacağını vurgulayarak, psikoterapinin yalnızca bilgi ve tavsiye vermekten ibaret olmadığının altını çiziyor ve şunları söylüyor: “Terapötik ilişkinin temelinde güven, empati, anlaşılma ve koşulsuz kabul bulunuyor. Yapay zekâ empati kuruyormuş gibi görünen yanıtlar üretebilse de gerçek anlamda duygular yaşamıyor; ayrıca beden dili, ses tonu ve diğer sözel olmayan iletişim unsurlarını bir terapistin değerlendirdiği biçimde ele alamıyor. Bu nedenle bilim dünyasına göre yapay zekânın ruh sağlığı alanında en sağlıklı kullanımı, profesyonel desteğin yerine geçmesi değil; gerektiğinde bu desteği tamamlayan bir araç olarak konumlanmasıdır.” Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!